
Keçe Keçe’nin hikayesi bir arayışla başladı… Yünle ve keçeyle tanışan Fatma Hanım’ın, kendi hayal dünyasını üretime dönüştürme isteğiyle çıktığı bu yolculuk, zamanla bir hobi olmaktan çıkıp bir mesleğe dönüştü. Renkli yünlerle kurduğu bu dünya, bugün farklı ülkelerden insanların hayallerine dokunan bir markanın temelini oluşturdu.
Evde başlayan bu üretim yolculuğu, zamanla Etsy üzerinden yurt dışına açılan bir e-ihracat hikayesine dönüştü. Ancak bu süreç, düşündüğü kadar hızlı ilerlemedi; e-ihracata adım atmak, kargo süreçlerini yönetmek ve sistemi anlamak başlangıçta en büyük soru işaretleriydi. Zamanla bu süreci öğrenerek ilerledi ve bugün geriye dönüp baktığında “keşke daha önce başlasaydım” diyor.
Şimdi gelin, sanattan e-ihracata uzanan bu ilham veren yolculuğu Fatma Hanım’dan dinleyelim.
Kendinizi ve işinizi tanıtabilir misiniz?
Ben artık galiba işiyle bütünleşmiş biriyim. Yaklaşık 13 yıldır bu işle uğraşıyorum. Hobisini işe çevirmiş birisiyim. Genelde insanlar işe nasıl başlanır dediklerinde böyle bir yol gösterici olamıyorum çünkü ben bunu iş olarak düşünmedim ve kendim için bir arayış içindeydim. Yünle, keçeyle karşılaştım. Bununla kendim bir yolculuğa çıktım. O yolculuk beni farkında olmadan bir mesleğe dönüştürüp bugüne getirdi. Aslında yaptığım şey renkli yünlerle kendi hayal gücümle bir dünya yaratmak ve insanları da bu dünyaya ortak etmek. Bana insanlar bir hayallerini anlatıyorlar. Ben o hayali artık fotoğraf olarak değil de o fotoğrafı yünlerle, keçelerle nasıl yapabilirim gibi bir görselle oluşturuyorum ve böyle bir yolculuk da devam ediyor benim için.
E-ihracata nasıl başladınız?
Benim gibi el sanatlarıyla uğraşan insanlar için e-ihracat dediklerinde ilk aklımıza gelen şey Etsy. Ben de aslında Etsy’nin çok eski kullanıcısıyım bu tarz işlere başladığımdan dolayı ama cesaret edip bu alana girmek benim için biraz zaman aldı. Eminim ki pek çok insan da akıllarında genelde şu var: Evet, Etsy’ye gireceğim ama hem oradaki algoritmayı anlamak bir süreç hem de onu buradan nasıl kargolayacağız, nasıl göndereceğiz, süreç nasıl gidecek gibi bir bilinmez bir yol olduğu için insanları biraz tedirgin ediyor açıkçası. Benim için de öyleydi. Çok zaman aldı, bugün yarın, bugün yarın derken seneler geçti. Sanırım 2020’ydi mağazamı açtığımda hala açtıktan sonra bile bir yıl sonra aktif olarak kullanmaya başladım ve şu an diyorum ki neden daha önce yapmadım.
Atölye deneyimlerinizden bahsedebilir misiniz?
İnsanların yaptığı işle entegre ve o enerjiyi sağlamalarına çok inanıyorum. Ben şanslı olduğumu düşünüyorum bu anlamda. Yünle tanıştım ve güzel bir enerji yakaladık ve insanlara da bu enerji geçti. Gerçekten o uyum yakalandığında siz engel olamazsınız o enerjinin yayılmasına. Benim de öyle bir deneyimim oldu ve insanlar artık evet böyle bir şey var ve biz de yapmak istiyoruz dediklerinde biraz tedirgin oldum açıkçası. Çünkü yaptığımız bir şeyi oluşturmak keyifli ama bunu birine aktarmak farklı bir mesele. Nasıl yaparım, nasıl ederim derken ilk başta gönüllü bir projelerle başladım ve sonra insanlara hele ki sevdiğiniz bir şeyi aktarmak gerçekten çok keyifli ve insana çok iyi gelen bir şey. Böyle derken ya herhalde yaklaşık 10 yıldır da atölye veriyorum bu anlamda insanlara. Pandemi olduğunda dedik ki nasıl olacak, nasıl yapacağız atölyeleri, bu iş nasıl devam edecek? Derken online olarak insanlara atölyeciliği anlatmaya başladım. Benim için çok keyifliydi. Kendi odamda oluşturduğum hobi olarak yaptığım bir şey, bir anda hiç tanımadığım farklı bir şehirde farklı bir ülkede insanlara ulaşıp onlara yaptığım o heyecanı aslında aktarmak meselem. Ve bu zamana kadar da gitti.
E-ihracatta bir gününüz nasıl geçiyor?
Bir defa buradaki gibi sistemle gidemiyorsunuz çünkü genelde Amerika’ya satış yapıyorum ve saat farkımız var. Bir süre sonra şuna alışıyorsunuz: böyle alarm sesi duyar gibi Etsy’den gelen mesajı duyuyorsunuz ve bir dakika mesaj var hemen cevap verelim ki müşteriyle bir iletişim kuralım. Kendi ülkemizde, Türkiye’de insanlarla evet bir iletişim kuruyorum, sipariş üzerine konuşuyoruz ama artık yurt dışında insanlara yaptığım işi anlatıyor ve onların artık bunu görüyor olması çok keyif verici. O iletişimi kurduktan sonra artık şey başlıyor: Evet, tamam, ne zaman gönderiyoruz? Ne kadar sürüyor? Bu şeyi artık biliyor olmak bir tık daha rahatlatıyor ve artık sizi bir tık daha profesyonelleştiriyor.
Artık Amerika’da bile 3 yıldır her sene çocuklarına doğum günü için geçen sene bunu yapmıştık, şimdi bu sene için heyecanlıyız, şunu yapıyoruz ya da işte çocuğu için doğum günü için bir şey aldı ve şimdi diyor ki evcil hayvanım için bir sipariş vermek istiyorum diyor ve o süreçte de gerçekten firmanızla ilerliyor olmak keyif verici benim için.
E-ihracatın zorlukları nelerdir?
Sürekli iletişim halinde olmanız gerekiyor. Kişiye özel ürün hazırlıyorsanız ki hele benim genelde alanım o şekilde gidiyor. Sürekli bir iletişim halindeyim. Müşterinin istediği her şeyi yapmaya çalışıyorum. Buradayken hadi kargo meselesini bir şekilde çözebiliyorsunuz. Eğer bazen işte İstanbul’daysa bir şekilde yapabiliyorsam elden teslime bir şekilde ulaştırıyorum. Ama artık ülkenizden çıkıyorsunuz ve dünyadaki başka insanlara hitap etmeye çalışıyorsunuz. O kargonun zamanında ulaşması, siz ne kadar elinizden geleni yapsanız, müşteriyle iletişim kursanız dahi kargo zamanında ulaşmıyorsa yaptığınız işin bir anlamı kalmıyor. Bu kargo süreci o yüzden çok önemli ve insanları e-ihracata girme konusunda biraz tedirgin ediyor bence. Onu atlattıktan ve onu sisteme soktuktan sonra gayet keyifli bir süreç.
E-ihracatın size kattıkları nelerdir?
Farklı ülkelerde artık buradaki biz yani kendi buradaki müşterilerimle bir kemikleşmiş artık bir sistemi biliyorum, nasıl bir şey istiyorlar, çerçeve aslında belli. Ama yurt dışında şunu fark ettim: bu işi yapıyorum ama farklı bir göze de ihtiyacım oluyor. O zaman da işte farklı kültürler, farklı insanlar, beklentiler devreye girdiğinde ben de evet bu malzemeyi biliyorum ama bu malzemeyle hiç böyle bir şey denememiştim. O fikri bana taşıyor olmaları ve hiç tanımadığınız, hiç görmeyeceğiniz bir ülkeye, bir yere bir şey ulaştırıyor olmak gerçekten insanı çok mutlu ediyor.
ShipEntegra ile e-ihracat deneyiminizden bahsedebilir misiniz?
Etsy’e başladığımdan beri sizinle aslında bu yolculuğu devam ettiriyorum. Sistemin ilerleyişini biliyorum.

Artık kemikleşmiş, oturmuş bir sistemi var. Bir de ben galiba alışkanlıkları olan bir insanım. Etsy ile entegrasyonunuzun olması benim işimi kolaylaştırıyor ve o yüzden de başka bir yerle çalışıp bir şey yapmak birazcık beni zorluyor açıkçası. Burada biliyorum ki siparişim ShipEntegra sistemine düşüyor ve oradan kontrolünü sağlayabiliyorum. Aradığımda müşterin hizmetlerinde ne kadar sürede gidecek, kargonun durumu nedir ya da işte gelip ben kargolayabiliyorum sizin operasyon merkezine ulaştırabiliyorum, baktım ki eğer hızlı göndermem gerekiyor ya kuryeleriniz sayesinde ya da kendime eğer ulaştırabiliyorsam gönderiyorum.

İşlemin hızlı bir şekilde ilerliyor olması ve bir sorunla karşılaştığımda da çözüm bulabiliyor olmak beni mutlu ediyor açıkçası.
E-ihracata başlamak isteyenlere tavsiye verebilir misiniz?
Tabii ki ya artık teknoloji çağındayız ve ben geç kaldığımı düşünüyorum ki ama yine de nereden başlasanız kar. Böyle bir şey denemek istiyorlarsa, yapmak istiyorlarsa, yaptıkları işe güveniyorlarsa bunun için beklemenin hiçbir faydası yok. Yolda her şeyi öğreniyorsunuz. Elbette tökezleyebiliyorsunuz. Birçok şeyle karşılaşabiliyorsunuz ama o yolculuk size zaten yaptığınız iş eğer ki arkasında durabileceğiniz güvende bir işse yürümemeniz ve devam etmemeniz için hiçbir yol yok.
Keçe Keçe’nin e-ihracat başarı hikayesini izleyin:
Bir sonraki e-ihracat başarı hikayesi neden sizinki olmasın? Hayalinizi ertelemek yerine siz de ilk adımı bugün atabilirsiniz.
ShipEntegra’ya hemen üye olun, kargo süreçlerinizi kolaylaştırırken ilk gönderinizde sunulan avantajlarla global pazara güçlü bir başlangıç yapın!
